26 Ekim 2011 Çarşamba

Uzak Düşenler

çeyrek adımlarla yürüyorum, hani ermiş dinginliği de yok zamanın
imzası görülmeden hangi suret, hangi şiir, hangi hüzün düşer ki payıma

bırakılmaz kahramanı bol olan toprak, bilirim
selam sana buğday, selam sana...

sözcükler denenmiştir, sevgi de

ideolojisi ölsün coğrafyanın, duysun uzağa düşenler
beklettiğimiz ateş var kazınırken yüzümüze
çoğalırken masanın etrafı, sussun biraz suskunluk

unutmadık ayrılığı, çocukla
çarpıntısı var nehrin, bilirim

sevgili ülke’m, sevgilim iyidir, başkasını sevmemektedir...
/bilirim. .

14 Ekim 2011 Cuma

Vakitsiz Yazılanlar

ne zaman karşılaşsak gözlerimizi kaçıyoruz ayaküstü
ki kaçamadığım şeyler vardır
tıpkı sevgilimin gölgesi gibi

/bu büyümüşlüğüdür sevgilimin
/kitaplarda çocuklar tarar saçlarını

bilin istedim/..
ben ki yorgun mesafelerden çıktım

telefonları, adresleri, kendileri değişenler
yastığınızın altından geçtim. .

8 Ekim 2011 Cumartesi

Küfrü Olmayan Şiir

göğü giymeyi deniyorum
üç gün önceden üzerime

şehirler ki dünden hazırdır göğüslerini göstermeye
kırmızılar kaldırılmıştır, vahşi ayak adamları karşısında

şu masumlar neyi anlatmaya çalışır
patlamış elleriyle akşam vururken karanfile

uykularından uyanacak elbet çiviler
kavgalara karışmaya gör, yüzün böyle umarsız
yok ki, geçmişi özü de olsun çivinin masumlar gibi

tanrı’yı kırdım
hayatta kalmak için karışık şiirlerle tanışırken…

5 Ekim 2011 Çarşamba

Che’ye. .

Bizlere ışık tutan eksiksiz devrimciye:

Che Guevara bütün isyanlarıyla geri geldi. .
Zaten o hiçbir yere gitmemişti ki. .

2 Ekim 2011 Pazar

Prometheus’u Sevmek

kükremesidir boşluğun kendisine bir biçim arayan
pencerelerde kapalı, olsun.
........bırak üç kere bağırsın prometheus...
........bırak iki kere essin dinamit kapsülü gibi demir kaya

sol elin yıldızlara batmış, gökyüzü tüfeğini kavramış
ve cezasını çekmemiş daha elli zorba

eski bir dostumuzsun sen, biliyoruz prometheus…
gösterişimiz olsun: bir savunma, bir özür, bir direniş.
gövdenle çalarken sen ışığı

Tanrı’nın cevabıdır
ve sorularımızı Tanrı’nın kulağına yaklaşarak fısıldadığımız gibidir
her şey “hoş geldin”, “ne zaman”, “bizi koru” -

heykelin yok, ışıkta çarpık
olsun... içeri, çıplak odaya gir

........./taşlar düşüyor, boş bir dosya

ve sen bir ateş çal
köpekler uykuya dalsın.