28 Aralık 2012 Cuma

Masumların Antlaşması

korkacak bir şey kalmamıştı
sırtımı yaslayıp bir geceye
kendi ellerimle bir hatırat çevirdim

hatırlansın diye(!)

benim gençliğim öyle bir şeydi işte
bıkınmışlık, kollamak, çirkefleşmek
birde rastlayınca güpegündüz yollara vurmak var elbette
durmuş, unutmuş kendini
uzağında kalmış bir hee.

28 Kasım 2012 Çarşamba

Sol İmge

Dilin yapıtaşı sözcükler değildir, dilin yapıtaşı “im”lerdir.
İm tek başınadır. Şiirdir işte tek başınadır.
Tek başına yazılır, tek başına çoğalır.
                                             
Şiir mi, bitti işte!

26 Ekim 2012 Cuma

Bismillâh

demirdir ellerimiz
tutar çeker ağzını karanlığın
dolanır hayaletler dev dev
sığar bir mızrak ucuna
kekeler karınca

-          kertenkeledir

kemirgendir: keyif olur.

Akşam Güncesi

ey filizlere
çiçeklere diz çöktüren Allah!

tinin, düzenin, metafiziğin, timsalin
-          gökyüzüne özenirim

Besmelesiz

söylemesin buyurmuş atalarım

-          yer yüzdendeyim

okşamak için Tanrı aranmaktadır
çünkü sağanaktır.

18 Eylül 2012 Salı

Rüya Soruşturmaları

görünmez bir savaştır sokak,
oradan atılır taşlar

türkiye’de iç savaş’ı yazmak gibidir
batı ve güney yollarından göç yollarını ezberlemek

eteklerinde uçan kuşları saymazsak
bağımsızmış gibi gözükür her dağ. .

bi’de devletin kahkahasını yok saymazsak
ve edilen fatiha dualarını eklemesek

sürpriz yoktur, süpürsen gidecek

işte böyle/…

sensin diye süpürmüyorum kapıları

21 Mart 2012 Çarşamba

Kalbim

toplamak bize düşüyor her şeyi
evin dağınık hali
sokağın karıştırılmak üzere yalnız bırakılmışlığı
ölülerimizin ardından iyi konuşacağım

anımsıyorum
düğüne giden çocuklar da böyle gülerdi
şarkılarını bırakırken
gittiler hepsi

diyorum ki, kırpmıyorum gözlerimi…

            Bugün Dünya Şiir Günü, şiiri gününüz kutlu olsun..
Şiiriniz bol olsun...

Yukarıdakiler İçin

bu sessizliği kim bıraktıysa bana, bilmiyorum
konuşkan gözlerinde yok,
tek bir sözcük bile
gözlerimiz birbirine değmiyor

/ ne kadar iyi

gecenin iki şehri de yok
ve henüz bizden yana değil kimse.../

26 Şubat 2012 Pazar

Türkiye'nin Üç Tarafı

günlerce denizlerde gezdim
ama hiçbir mağara yakın değil denize
hiçbirisi deniz değil

sadece paylaşmaya değer bir deniz var
hepsi mutluluk
hepsi deniz!
hepsi gezmiş!

7 Şubat 2012 Salı

İnsan Yüzün

sokak açardı çığlıkların ve dolaşırdı en mahrem yerlerinde dehlizin:

/ dünyanın!

susturulmaya çalıştıkça asılsız zorbaların
radyonun sesini kıs, köprüler atılıyor derdin
bak: bulutlar yırtılıyor işte jet hızıyla

kabulümdür: çaresizlerin yanında dindar değildim
bir kez daha söylüyorum: üzgün, umutlu ve çatlamış ellerimle

bir ucu bu işin Vietnam, bir ucu Şili: gerisiyse Türkiye'ye mi?!

bir şey var; hep paylaşılan
ellerimiz ki şükür bayrak tutuyor
ve bir yeni armağanı sabah size:

/ uyuyorsun!
herkes için vurulurken gökyüzü!

tarihte adaşımı ara, vurulunca yüzü yana dönmeyen bir adam yok karşında
çevrilmiş öteki yanın...

karşılığı yok insan yüzünün

22 Ocak 2012 Pazar

Reddetmenin Masalı

uzun sessizlikten sonra konuşmak mı?
sürgüleyip kapat kapıları, yeri değildir konuşmanın,
kimin umurunda II. Murat, o da cahil bir çocuk sonuçta
kökenin yanında açıktır işte sayfası

desem ki, mağarasında kalsın
yabanıl hayatın imgelerinde
periler şakısa ve şahit olsa şeklini alırken gerçekler

biz birbirimizi sevdik ve bir şey bildiğimiz yoktu aslında.

6 Ocak 2012 Cuma

Şairler isyan edin..

“Her gerçek şair devrimcidir.” 
(Federico García Lorca)

Bilinir ki şairlerin hükümdar, büyücü, kutsayıcı, kâhin vb. kimlikleri olduğu gibi: anarşist, zampara, iktidar karşıtı ya da işbirlikçisi, korkak ya da deli cesaretine sahip olma gibi özellikleri de elbet olmuştur. Yine içlerinde, diktatörlerin aracını bombalamaya çalışanları da vardır Alexandros Panagoulis gibi: arkadaşını ihbar edende... İspanya İç Savaşı’nda cephede yer alanı da vardır, Franco’nun faşistleri tarafından 38 yaşında öldürülen Federico García Lorca’da, Endülüs’ün raks eden tarafını görenler de.

Birde devletin örtülü ödeneğinden para alan Yahya Kemal’i, Necip Fazıl’ı, Peyami Safa’sı da vardır, ya da Samim Kocagöz’ü cuntacılara ihbar eden ve onu Çiğli Askeri Havaalanı’ndan, elinde telsizle uğurlayan muhbir şairi de vardır, hem de edebiyat dünyasının içinden.

Hakikaten, devlet neden şairlerin arasına istihbarat elemanı göndermiyor artık? Bu elemanlar çok ustalaştı da kendilerini deşifre mi etmiyorlar, yoksa şairler ve şairlik önemsizleşti de, bu nedenle tayini şiire çıkan polis kadroları maaş bordrolarından artık kaldırıldılar mı?

Yoksa kendilerine kıyak emeklilik yasası çıkaran milletvekilleri kendilerine maaş zammı yapınca, unutuldular mı?

Örneğin Haçlı Seferleri’ni örgütlemeye çalışan Lord Byron, örneğin Osmanlı’ya karşı zabit üniformasıyla bir Puşkin… Şöyle söylenebilir belki, üniformalı aydın, sanatçı, şair de çıkabilir / çıkabilmiştir de. Öyle ya Halide Edip’i onbaşı rütbesiyle görebiliyoruz, kınamamız mı gerekir onbaşı rütbesiyle Halide Edip’i, bilemiyorum?

Fakat yine de içinde Mayakovski’nin demir - çelik şiirlerini de görebiliriz ya da Nâzım’ın şiirlerinde koskoca bir Kuvay-i Milliye Destanı’nı ve/ya da proleterlere ithaf edilmiş şiirleri, tıpkı Aragon’un, ikinci emperyalist (paylaşım) savaşı döneminde kendi aşkından söz edenleri eleştirdiği Mutlu Aşk Yoktur şiirini. Ya da Gladkov’un Fabrikasını... Neruda’nın ve Brecht’in anti-militarist tavrını… Ahmed Arif’in Anadolu’sunu…

Sahi şair ne yapar, Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Nevzat Çelik, Yılmaz Odabaşı, Ahmet Telli?

Namık Kemal’in hükümette çekilen restini seveceğiz elbette ama Hilmi Yavuz, İsmet Özel nereye düşebilir durum olarak, iktidarın günahlarına ortak olmak mıdır şair, düşer mi sizce payına?

Bir şairin ırkçılığa yakın yerlerde dolaşması, onun şiirini değersizleştirir mi? Sahi sizinde işinize yarar mı şiir? Şair, sizin içinde değiştirebilir mi bi’şeyleri, yarar mı sizce işe?

Sizi bilemem ama bence şiir: halkların anadilidir, dünyada her şey susturulabilir, baskıya uğrayabilir ama kimsenin gücü yetmez şiire, Kur’an’da yeri vardır bildiğim kadarıyla, isyana sevk eder şiir, dinlenmesin - okunmasın, günahtır diye. Yeterlidir sanırım bu da.

Terimler masum değildir, sermayenin sınırsız tahakkümünün diğer adıdır neo-liberalizm, yani “suçlu” terimlerdendir. Demokrasiyi mecliste temsil tahakkümüne kapılıp, şairlik yapanlara hayır!

Şairler isyan edin!